Uluslararası araştırmacıların yürüttüğü yeni çalışmalar, insan faaliyetlerinin Dünya üzerindeki etkisinin sanılandan çok daha büyük boyutlara ulaştığını ortaya koydu. Bilim insanları, 1993-2010 yılları arasında tarım, sanayi ve içme suyu ihtiyacı için yeraltından çekilen yaklaşık 2 bin 150 gigaton suyun, Dünya’nın dönme eksenini yaklaşık 80 santimetre kaydırdığını açıkladı.
Araştırmacılar ayrıca bu devasa su kaybının küresel deniz seviyesinin yaklaşık 6.2 milimetre yükselmesine katkıda bulunduğunu belirtiyor.
Yeni Nesil Teknoloji Gerçeği Ortaya Çıkardı
Araştırmada kullanılan 2026 model TWSTORE ve ML-TWiX rekonstrüksiyon sistemleri sayesinde, 1980’li yıllardan bu yana karasal su depolama değişimleri yüksek doğrulukla yeniden analiz edildi.
Elde edilen sonuçlar, yeraltı sularının büyük miktarlarda çekilerek okyanuslara taşınmasının Dünya’nın kütle dağılımını değiştirdiğini gösterdi. Bu değişimin ise gezegenin dönüş ekseni üzerinde ölçülebilir bir etki oluşturduğu ifade edildi.
Çalışmanın yazarlarından Seul Ulusal Üniversitesi’nden jeofizik uzmanı Dr. Ki-Weon Seo, yeraltı suyu kullanımının kutup hareketleri üzerinde en büyük etkilerden birine sahip olduğunu söyledi.
En Büyük Risk Hindistan ve Kuzey Amerika’da
Araştırmaya göre Dünya’nın eksen kaymasında en büyük pay, yoğun yeraltı suyu tüketiminin yaşandığı Kuzeybatı Hindistan ile Batı Kuzey Amerika bölgelerine ait.
Uzmanlar, bu bölgelerdeki aşırı yeraltı suyu çekiminin ciddi kütle kayıplarına neden olduğunu ve bunun Dünya’nın dönüş hareketini doğrudan etkilediğini belirtiyor.
NASA Jet İtiş Laboratuvarı araştırmacılarından Surendra Adhikari ise çalışmanın, yeraltı suyu kullanımının kutup hareketleri üzerindeki etkisini ilk kez bu kadar net şekilde ortaya koyduğunu ifade ederek, “Etki düşündüğümüzden çok daha büyük” değerlendirmesinde bulundu.
Tehlike Sadece Eksen Kayması Değil
Aynı dönemde yayımlanan başka bilimsel çalışmalar da yeraltı suyu kaybının farklı risklerini gözler önüne serdi.
Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, dünyanın 40 büyük nehir deltasını inceleyerek birçok bölgede deniz seviyesindeki yükselişten daha büyük tehlikenin, yeraltı sularının çekilmesine bağlı arazi çökmesi olduğunu ortaya koydu.
Küresel çapta yapılan başka bir değerlendirme ise kıyı bölgelerinin yaklaşık yüzde 21’inde ciddi seviyede yeraltı suyu azalması yaşandığını ve bu kaybın son yıllarda hızlandığını gösterdi.
Çözüm İçin Hâlâ Umut Var
Bilim insanlarına göre doğru politikalarla bu sürecin etkileri azaltılabilir. Başarılı örneklerde alternatif su kaynaklarının kullanılması, yağmur sularının yeniden yeraltına kazandırılması ve tarım politikalarının değiştirilmesi sayesinde yeraltı su rezervlerinde toparlanma sağlanabildiği belirtiliyor.
Uzmanlar, yeraltı suyu yönetiminin artık yalnızca kuraklık ve tarımsal üretim açısından değil, Dünya’nın fiziksel dengesi ve iklim sistemi açısından da kritik öneme sahip olduğunun altını çiziyor.
Araştırmacılar ayrıca gezegenin dönüş eksenindeki değişimlerin, gelecekte küresel su kaynaklarının durumunu takip etmek için önemli bir gösterge haline gelebileceğini ifade ediyor.

